Türkiye'de görülebilecek en iyi mozaik çalışmaları:

Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi

Bu hayret verici müze, bir Roma şehri olan Zeugma'dan kalma, sevgi ile restore edilmiş binlerce feet karelik (yaklaşık 1700 metrekare) mozaiğe ev sahipliği yapmaktadır.

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Müze İstanbul'daki Büyük Saray'dan çıkartılmış, Bizans dönemine ait mozaiklere ev sahipliği yapmaktadır.

Göbekli Tepe

Göbekli Tepe, dünyadaki en eski tapınağa ev sahipliği yaptığı söylenen, büyüleyici bir Neolitik bölgedir.

Aya Sofya

Aya Sofya dünyaca ünlü camiye çevrilmiş altıncı yüzyıl kilisesidir.

Hatay Müzesi

Antakya'daki Hatay Müzesi ünlü Antioch antik şehrinin tarihine ışık tutmaktadır. Diğer birçok esere de ev sahipliği yapmasının yanında muhteşem bir Roma mozaiği koleksiyonuna sahiptir.

İstanbul Mozaik Müzesi

İstanbul Mozaik Müzesi, Bizans döneminde inşa edilmiş olan Büyük Saray kazısında ortaya çıkarılmış muhteşem mozaik kalıntılarına ev sahipliği yapmaktadır.

Kariye Müzesi

Kariye'deki mozaikler ve freskler son dönem Doğu Roma (14. Yüzyıl) resim sanatının en iyi örnekleridir.

TARİHÇE

Mozaik, insan uygarlığında bilinen en eski ve en güzel sanat formlarından birisidir. Mozaiğin muhteşem tarihinin kökleri Tarihi Mezopotamya, Mısır, Yunanistan, Roma ve Bizans'a dayanmaktadır. Bu devletlerin her biri kendi mozaiklerinde eşsiz ve kendine özgü bir tarz geliştirmişlerdir. Tarih boyunca etkileri diğer kültürlere geçmişlerdir ve günümüzde mozaik sanatçılarını da etkilemektedirler. Sanatın onyıllar boyunca ciddi bir değişim geçirmiş olmasına rağmen, günümüz sanatçıları yüzyıllar boyunca geçiş yaparak günümüze varan mozaik sanatı beceri ve tekniklerine minnettardırlar.

Tarihçiler bu tarihi sanatın köklerini tam olarak belirleyebilmek konusunda zorlanmaktadırlar. Mozaiğin 4,000 yıldan daha geriye uzandığını biliyorlar. Kanıtlar bize anlatıyor ki mozaik güney Mezopotamya'dan çıkmıştır ve duvarlara ve binaların sütunlarına gömülü olan Terra Cotta (kızıl balçık) konilerinde kullanılmıştır. Bu koniler renkliydiler ve geometrik desenlerde dizilmişlerdi, sonrasında ıslak alçıyla kaplı bir duvara sıkıca bastırılıyorlardı. Bu tekniğe terimsel olarak Koni mozaiği denilmektedir. Bu koniler anıtsal kerpiç ibadethane ve saray mimarisini dekore etmek için kullanılıyorlardı.

Mısırlılar erimiş camı ilk keşfedenlerdi. Gelişim gösteren bir endüstri yarattılar ve saraylar, tapınaklar, hatta gemileri de içerecek şekilde her şeyi dekore etmeye başladılar. Erimiş camın kullanımı Mısır'dan yavaşça dünyaya yayıldı. Tarihçiler, cam mozaik karoların Mısır'dan İtalya'ya ulaştığı sonucuna varmışlardır.

Mozaik karoların Yunanistan'a varışı meşhurdur. Yunan mozaikleri aşınmış ciottoli'den (veya çakıl) işlenmişlerdir. Zamanla çakılları bir resim oluşturacak şekilde dizmeyi öğrendiler ve resimleri daha gerçekçi yapmak için gölgelendirme ve tasarımlar yaratıldı. Ayrıca resimlerdeki çizgileri belirtmek için kurşun şeritler kullandılar. En ünlü mozaik karo lokasyonlarının arasında Misia'nın başkenti Pergamo'dur, burada ilk mozaik karo okulu usta sanatçı Sosos tarafından kurulmuştur. Mozaik karolar o kadar popüler olmuştur ki en gösterişsiz evleri bile dekore etmek için kullanılmaya başlamıştır.

Yıllar içerisinde ortaya çıkarılan Roma dönemi kalıntıları arasında mozaik diğer tüm eserlerden daha fazla yer tutmaktadır ve çok daha fazla örneğine rastlanmaktadır. Mozaikler sadece bir odayı dekore eden resimler değildi; bunlar ayrıca ziyaretçiler için bir mesaj idiler. Roma çalışmaları muhteşem geometrik şekiller, tanrısal olaylar ile ilgili anmalar ve yerel temalar içerirdi ve bunlar genellikle zeminde kullanılırlardı. Yunanların aksine sadece zengin kesimin gücü sanat eserleri satın almaya yeterdi, böylece mozaik ayrıca o mekanda oturan kimsenin toplumdaki yeri hakkında da bir bildirimde bulunmak için kullanılırdı ve daha derinlikli bir şekilde incelenip tartışılması gerekirdi.

Bizanslılar mozaik sanatını 4. ve 14. yüzyıllar arasında daha da yükseklere taşıdılar. Bu dönemde sanat bir sanat şekli olarak kabul ve saygı gören başka bir karmaşıklık seviyesine geçti. Bizanslılar insanlar ve hayvanları içeren sahneler olan, dini sahneler, imparatorlar ve imparatoriçelerin portreleri olan karmaşık ve iyi tanımlanmış desenler oluşturdular. Bir mozaik içerisindeki bağımsız karo olan tesseralar, mozaiğe detay ve renk çeşidi sağlamak için kullanılırdı. Küçük tesseralar kullanmak, mozaiğin resmi taklit ettiği anlamına gelmektedir. Ayrıca renkli cam olan smalti'yi de kullandılar. Smalti mozaik karoları duvar ile ufak açılarda yerleştirilirlerdi, böylece ışığı farklı yollardan yakalarlardı.

Bizans 15. Yüzyılda düştüğünde mozaik aynı yoğunlukta uygulanmadı. Batı Avrupa'da da Orta Çağ boyunca mozaik genel olarak bir düşüş gösterdi. Freskler yoğun iş gücü gerektiren tessera dizme tekniğinin yerini aldı. Mozaik, 19. yüzyılda karoları toplu üretmek için yeni teknikler geliştirilene kadar tekrar diriliş göstermedi.

Art Nouveau (Yeni Sanat Akımı) hareketi mozaik sanatının dirilişini kucakladı. Barcelona'da bir İspanyol mimar olan Antoni Gaudi, mozaik ile kaplı, alışılmamış yeni mimari formlar yarattı. Binaları ve diğer yüzeyleri kaplamak için karolar ve bulunan başka malzemeleri kullandı. Bu teknik trencadis olarak bilinmektedir ve sanat ve mimaride devrimsel bir fikirdir. Mozaik sanatının bilindik yöntemlerini yeniden tanımlamıştır. 1930'lu yıllarda Fransız sanatçı Raymond Eduardo Isidore mozaik çalışmalarına başladı ve nihai olarak bulabildiği her kırık, bölüm ve kullanılabilir malzeme parçasını evinin hem içinde hem dışında tüm yüzeyleri kaplayacak şekilde kullandı.

21. yüzyılda mozaik sanatı insan uygarlığı boyunca yaşamış olan mozaik sanatçılarının büyüklüğünü temsil etmektedir. Günümüz sanatçıları eski bir vasıtaya yeni bir dokunuşta bulunmaktadırlar ve ilham almak için zengin ve ağırlıklı bir kaynak üzerine çalışmalarını gerçekleştirebilmektedirler. Günümüz sanatçıları mozaiği modern izleyiciler ile konuşmak için yaratıcı bir yola çevirmektedirler ve tarihte varılan limitlerin tamamının ötesine geçebilmek için modern vizyonları kullanabilme avantajına sahiptirler. Mozaik sanatı eşsiz bir şekilde zamandan bağımsızdır, tuval veya malzemeden bağımsızdır ve olayın geçtiği yer ile temas halindedir. Mozaik bir mesajı, ruh halini veya sembolizmi yorumlaması için izleyiciye göndermesi için sanatçının kullandığı bir araçtır ve duyular üzerinden düşünceleri ve duyguları uyandırmaktadır.